Page 205 - Nurettin Çarmıklı Babama Söz Verdim
P. 205
tı geliyordu. Kahvaltıda genellikle çay ve çorba olurdu.
Çorba olarak ya bulgur çorbası ya da şehriye çorba-
sı verilirdi. O gün koğuş nöbetçisi olanlar kapıya çıkıp
askerin getirdiği karavanaları alırlardı. Yemek de önce
sağcılar ve solcular arasında kelle sayısına göre payla-
şılıyor daha sonra yemek dağıtmaktan sorumlu bir kişi
tarafından servis ediliyordu. Tabaklar, bardaklar plas-
tikten, kaşıklar ise tahtadandı. Belki Doğu’da geçen ço-
cukluk yıllarımdan sonra ilk kez tekrar Mamak’ta tahta
kaşıkla yemek yedim.
Yemekler, askerlere çıkan karavanın aynısıydı. An-
cak belki de o karavana içinden de bir seçme yapılıyor-
du. Verilen çorba bazen su içinde yüzen bulgur ya da
şehriye tanelerinden ibaretti. Öğle ya da akşam verilen
yemekler ise çoğu kez yağ içinde yüzerdi. Karavana-
yı koğuşa aldıktan sonra kepçeci karavanın üzerindeki
yağı süzer atar, yemeği öyle dağıtırdı. Yemek konusun-
da da D-Blok’takiler şanslıydı. Nöbetçiler çıkar, yemeği
alır, bu sırada nadiren dayak yerlerdi. Oysa, A-Blok’ta
yemek almanın bile bir kabus olduğu anlatılıyordu. Ye-
mek almaya çıkan üç nöbetçi, yemekleri dağıtan manga
tarafından kapı önünde bir müddet talim yaptırılıp ba-
ğırtılıyor sonra mutlaka bir bahaneyle dövülüyor ve ye-
mek ondan sonra veriliyormuş.
Bütün bloklarda tutukluların kantinden bazı yiyecek
maddelerini almalarına izin veriliyordu. Kantinci asker
206
20.12.2005 08:39:12
N-Carmikli.indd 206 20.12.2005 08:39:12
N-Carmikli.indd 206